Bolu Taşkesti Tarihçesi


Taşkesti yöresi tarihi İpek yolu güzergahında bulunması nedeniyle Frigya dönemine kadar uzanan bir tarihi geçmişe sahiptir. Yörede Frigya, Lidya, Roma İmparatorluğu, Britanya Krallığı, Bizans dönemine ait yerleşim izleri ve arkeolojik bulgulara rastlanmaktadır. Bilimsel nitelikli arkeolojik çalışmalar yapılmamakla birlikte ev ve yol yapımı gibi çalışmalarda birçok tarihi eser çıkarılmıştır. Çıkarılan eserler Bolu Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bölge korunaklı coğrafi yapısı nedeniyle Pars, Galat, Arap Ve Moğol istilaları döneminde gizlenme noktası olmuştur.

Bölge Kaplıcalara uygun jeolojik bir yapıya ve sıcak su kaynaklarına sahiptir. Osmanlı döneminde de hizmet veren tarihi Sarot Kaplıcası M.Ö. 350-400 yılları arasında yapıldığı rivayet edilmektedir. M.Ö.333′de Anadolu’ya giren Makedonya imparatoru İskender’in Britanya’dan geçerken, Sarot Kaplıcaları’nda konakladığı bazı tarihi kaynaklarda belirtilir.

Ormanlarla kaplı dağların üst seviyelerinde yer alan Pürenli, Kızaklı, Balıklı, Hirayayla ve Gölcük yaylaları flora ve fauna zenginliği açısından büyük bir çeşitlilik göstermektedir.

Belde çevresinde Karamurat Gölü (6km), Sarı Göl(Sülüklü Göl 18km), Sünnet Gölü (31km), Abant Gölü(17km) bulunmaktadır. Yine beldemiz çevresinde Pireni, Balıklı, Alıçlı, Gölcük ve İçme yaylaları bulunmaktadır.

Beldenin Taşkesti ismi ile anılmasının nedeni ise beldedeki köprüden dolayıdır. Arpaseki ve Taşkesti Mahallelerini birbirine bağlayan aynı zamanda Abant Gölü istikametine giden Mudurnu Çayı üzerindeki köprünün bulunduğu yerdeki taşlar kesilerek Mudurnu Çayına geçiş verilmiştir. Bu tarihten itibaren bölge ve dolayısıyla beldenin adi 'TAŞKESTİ' olarak anılmaya başlanmıştır.

 

 

 

Msueno